6 Eylül 2011 Salı
cam bardaktan koca bi yudum :))
geçenlerde kola içmek için bardak alıcaktım,dolabı açtım gözüm kupama takıldı..ama elim dışı görünen cam bi bardağa gitti,cam bardağı tercih etmiş olmam garibime gtti biraz düşündüm haziran ayından beri nedense kupa değilde cam bardağı daha çok tercih eder hale gelmiştim,kahweyi bile cam fincanda içer olmuştum. bunu yeni farkediyo olmam bilinçaltımın seçimlerini tek yönlü yapması sanırım bişiylerin sonucu olmalıydı,çünkü ben normalde su dışında herhangi bişiy içerken kupayı tercih edenlerdendim..1 sene öncesine kadar yani..sonra anladım şu 1 seneyi yurtta geçirmştim,orda herkes kendi bardağını kullanır,bende oraya en sewdiğim kupamı götürmüştüm,dışında zeytinle limon wardı:)) hepiniz bilirsiniz bu 2 karakteri:)) ben bayılırım onların kocaman sarı we siyah kafalarına :D herşeyi o kupada içtim 1 sene boyunca,düşünsenize kahwaltıda çay dolduruyosunuz,çayın demlimi açıkmı olduğunu içene kadar anlamazsınız,çünkü dıstan bakınca belli olmaz,cam olmadığı için..içiğimde acıysaaa...gidip birazını dökerim üstüne su eklerim tekrar denerim içmeyi..bu çok olduğu için artık cay yerine seftalili meywe suyunu tercih etmiştim hatta:)) simdi ewde cam bardağımı alıyorum,suda içsem içtikçe azaldığını görüyorum:) bu beni mutlu ediyo:)) yada cayımın rengini görüyorum içmeden biliyorum açıkmı demlimi:)) mutlu olmadıklarını söyleyen insanlara tawsiye biraz yurtta kalın:) ozaman size cam bardakta bişiy içmek bile mutluluk werir..işte böyle:))
13 Ağustos 2011 Cumartesi
iyiki warsın :)
2 sene önce son dklarında birlikte kutlamıstık doğum gününü..busefer yanında olmadığım için kendimi affettrmek istedim ilk dklarında kutlayarak:) 7 sene hiç görmediğim ama sewdiğim baska bi arkadasım daha yok benim,görüştüğümüzdede samimiyetimizden bişe kaybetmediğimi anladığım bi tanıdığım daha olmadı:) biliyomusun ben sana iyiki doğdun dersem.. bunu bi çok şey için derim..hiçbilmedğin bi şehirde 2 gün kaldığın için,ayaklarımız nereye hangi sokağa bizi götürürse kaybolsakta umrunda olmadığı için,bi ewi sahiplenipte bu bizim dediğin için,pizzayı yiyemediğin benim zorla yedirdiğim için,ketçapla mayonezin aşkına inandığın için,bi arkadasımla tartıssam hep beni haklı bulduğun için,yanında rahatça ağlayabildiğim için,telefon şakalarınla ödümü koparttığın için:)) sana içimi rahatça dökebildiğim için..İYİKİ DOĞDUN DOA CAN IM:)) bu pastayı seçmiştik senle,yiyemesekte bi doğum günü pastan war :) benimse bugün doğan canım arkadasım war:)) mutlu yıllar..
5 Ağustos 2011 Cuma
1 porsiyondan fazlası (!)
1 porsiyondan fazlası,proporsiyonunu bozar dikkat et(!) hayatını küçük lokmalar alarak geçir,mideni küçült,aaman 1 gram fazlan olmasın,bak sonra pantolonunun düğmesini wuramazsın,selülitlerden şort giyemezsin,bütün yaz öööyle oranı buranı saklarsın,dinle beni diye boşuna mı diyorum işteeee:) tam bi kabusss,diken üstünde yemek yemeyi sewenler yukardaki cümleleri okuyup blogtan çıkış yapabilirler.çünkü şimdiki mewzu bahsimiz(hawalı durdu be!) benim gibi yemeğe,pastaya,tatlıya,selülitin dostu kolaya düşkün olanları ilgilendirir:) öncelikle şunu söylemek istiyorum;çok yemek suç değildir:D eğer ana yemekten sonra doyduğunuzu bildiğiniz halde biraz daha yiyebilecek cesaretiniz warsa,sonraaa..üstüne taze demlenmiş çayın yanına kocaa bi dilim yaş pasta we poğaçayı gözünüzü kırpmadan mideye indirebiliyosanız,büyük ihtimalle ruh ikizi falanız :))) hayatıma giren insanların kalıcı olmaması bi yana,hayatıma giren hertürlü yenilebilir şeyin dilimde tadının kalıcı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim! bi kız olarak bunları söylüyo olmam hem cinslerime garip gelmiş olabilir.neden mi??çünkü geneldee kız milletinin büyüük bir bölümü kuş kadar yer.kibarlık falan sanar bunu.iki lokma alır,sonra hemen kaşığı çatalı bırakır "çok oldu bu", "yiyemicem gerçekten", "tabağı doldurmuşsunuz"...gibi cümleler kurar.halbuki o anda masadaki herkes bi sussa "gurr.." diye bi ses duyucağımıza eminim,tabiki bizim kuş mideli kızdan gelir bu gurultu:) birinin ona,bu yaptığıyla aptal,masadakilerin susmamasıyla şanslı olduğunu kanıtladığını söylemesi gerek artık.herneyse:dünyada okadar çok tat warki sırf form uğruna bu tatları denemeden ölmek istemeyenlerdenim ben:) bence yemeyi fazla kaçırıyosak biraz fazla hareketli yaşarız böylece sağlık problemlerimizde çözülür:) biliyomusunuz o muhtesem ıslak kekin..elmalı pastaların,kurabiyelerin..dilin papillalarında bıraktığı tadı hiçbişiye değişmem açıkcası:) " yemek yapmak sanattır." cümlesindeki yapan,tanıdığım en iyi aşçı:annemdir kuşkusuz ; ama eğer o cümle " yemek yemek sanattır" olsaydı burdaki yemek eyleminin hakkını en iyi weren ben olurdum mutlaka :))))
2 Ağustos 2011 Salı
düşüncelerim darmadağınık,okadar fenaki..emin ol senin odandan daha berbat,,,bakma öyle ciddiyim ben.ne demek olduğunu anlatamıcak kadar cümlelerim karışık olabilir ama sen anlarsın beni.sussam bile anlardın yani.aslında hiçte denemedim bunu dimi?hep konuşup ağrıttım başını:) napim..benim olayımda buydu işte,sen dinlerdin yaa..ben emindim,ağzıma ne gelirse anlatıp ya ağlar ya gülerdim.sonu hep aynıydı,ben seni hiç tanımamıştım(sustuğun için) ,sen beni benden çok tanımıştın(ağzımdan çıkanı kulağım duymazdı bazen..ama sen her kelimeyi duyardın..),şimdi yapıcak daha iyi bişiyim yok,yazıp yazıp okuyorum kendi kendime.sen yokulduğundan beri,ne çekilmez biri olduğumu anladım..sonu hep aynıydı bütün masalların ama..bu sefer değil..mutlu bi hayat yerine kocaman bi ruh bıraktın
31 Temmuz 2011 Pazar
doğdum yaşadım yaşıyorum:)
insan doğar yaşar we ölür..doğduk yaşıyoruz wee şuanda hiç üçüncü tamamlayıcıdan bahsetmeye gerek duymuyoruz:) yaşarken doğumumuzla ilişkili birşeyi mutlaka her sene yaparız,ne olduğunu düşünmeye bile gerek yok,doğum günlerimiz:) nedense benim çok hoşuma gider doğum günümde birinin gelipte bana "iyiki doğdun" demesi.sanki ben olmasam dünyada kocaa bi "ben" boşluğu hissedilcek gibi gelir.bana ihtiyac warmış gibi,dünya kendini bana hazırlamışta doğduğum zaman "iyiki doğdun be bak okadar hazırlık yaptım senin için,boşa gitcek diye korktum abi,çıkamıyosun sandım bian walla bak ölümü gör ki" demiş gibi:) fazla film izlediğimi düşünenler için söylüyorumki,ewet çok film izlerim:) ama simdi açık olalım yani,kaçınız doğum gününde kendini bişey zannetmio ?:) yani 7 tane cücem olsa bende prens olsam ancak bukadar kendimi bişey zannedebilirim:)karşı cinse uyarlarsak bu durum super man e kadar çıkar hatta!:) bide doğum günlerinde hediye almayı çok sewerim ben:)güzel hediyeler warsa şöyle cici cici şeyler yani,ozaman o hediyeyi alanı daha da bi sewerim(çıkarcı dünya naparsın,wer hediyeyi al sewgiyi:) bide şu uyus arkadasların " unutmaki artık yaşlandınnn" şakaları wardır ya bana hiç gelmez doğrusu.çünkü doğum günüme uyandığım zaman aynaya bakıp " bi yaş daha yaşlandın kızım bee" yerine..." güzel bi yaşın daha seninle" demeyi tercih edenlerdenim:)sanırım kendimi sewiyorum:) bugün doğum günü olan bi arkadasım war,onunda kendini dünyanın en super super man ı olarak hissetmesi dileğimle yazımı bitiriyorum:) @pardondemem,iyiki doğdun adını bilmediğim insan :)
twitter!!!
"o değilde","yıl 2011" gibi cümlelerin çıkış noktası olmasada en yaygın kullanılan adresi,,rt ler ff lerin hawada uçuştuğu,görsellikten daha çok fikirselliğin ön planda olduğu biyerdir konu başlığım:) iyi kullanıldığı kadar bi okadarda kötü kullanılabilen,yani aslında kişilerin iç dünyasını yansıtabildiği biyer.kimi zekice cümleler sarfeder,kimi panpişlerine soyunur,kimi çalıntı sözler yazar..ama bence en güzel yanı anı yaşadıktan sonra bunu 140 karakterle özetleyebilmek:)gün içinde bişiler yaşarsın hemen bi tweet atarsın,sonra diğer insanların yazdıklarını okursun,bazen öyle seyler yazarlarki waybe cümleye bak dersin:) bazende öyle çok saçma şey yazarlarki mesela "hawuzdayım", "çeşme.." ,"bodrum"... gibi...(genelde tek kelimelik olurlar bu sinir bozucu görgüsüz tweetleri)işte bunlarada hiç bişe demezsin güler geçersin:)bide bunlardan çok farklı olarak bişi daha wardır,ben en çok bu durumda şaşırırım,hangi durumdamı??:) diğer insanlarla ortak bitakım şeylere.mesela ben bazı şeylerin sadece bizim ailede yaşandığını yada ne bilim benim çewremdeki insanlarla oluştuğunu sanardım.ama nerdeyse büyük çoğunluk aynı şeyleri benzer yaşlarda yaşamısız:)en basitinden annelerin terlik fırlatma olayı!!! anne terliği ayrı bi eğitimle yetiştirilmiştir yani,onda öyle manewralar öyle uçuş haraketleri wardırki....şaşıp kalırsın:)başka bi terliğin yapamıcağı herşeyi yapabilir=) we sende ona göre koşma yeteneğini geliştirirsin,bi süre sonra ıska yapmaya başlar anne we o gün anlar çocuğu büyümüştür:) işte bunun sadece bizde geçerli olmadığını twitterdaki bi arkadaş sayesinde öğrendim-bitane daha anlatmak istiorum,en çok bu 2sinin ortak olarak yaşandığı kanaatindeyimde:) bir diğeriyse kulaklıkla müzik dinleyen masum herşeysen habersiz çocuğun annesi tarafından çok kez çağırılmasıdır.hayır yani biz dinlerken arada kulaklığı çıkarıp,,acaba beni mi çağırıyo gibisinden etrafı dinlemesek neyse...şarkının yarısı bu "acaba"yla dinlenmeden biter zaten,ama anne illaki diğer yarısında çağırır,duyuramaz sesini bu seferde bağırır,en sonunda hala duymadıysak gelir we dürter!!:)bunun baska ewlerde yaşandığınıda @pardondemem we @goottabila sayesinde öğrenmiştim:) 2sinede tesekkürler:)sayelerinde şunu anladım ,anne çocuk dışında kimse anlayamaz bu 2 durumuda,yani..bi babanın terliği ne kadar eğitimli olabir,yada baba senin kulaklığının takılı olduğu arayı nasıl olurda iç güdüleriyle hissedeblirki:D
28 Temmuz 2011 Perşembe
ben mesela
uçarım mesela!! gerçekten uçarım rüyalarımda :)) biçok şey olur,gerçeklerdir,yaşadıklarım yani.ama tek bişey wardır ki sadece hayal dünyam,gerçekle arasında kan bağı olmadan gördüğüm rüyalar...aslında az rüya görüyorum ama aynı rüyayı defalarca görmek gibi bi özelliğim olduğundan mıdır? yoksaaa sayılabilcek kadar az rüya gördüğümden midir? bilinmez,rüyalarımı ezbere bilirim.etkisinden çıkmak için gözlerimi açmak yetmez.bilinçaltımdaki we dünya üzerindeki keşişen paydadan insanlara uyanınca "hatırlıyomusun?biz seninle geçen akşam sizin ewde pasta yedik mi?" gibi sorular sormuşumdur.yanıtı "hayır" olduğunda,ewet tamam ben zaten rüya olduğunu düşünmüştüm ama okadar gerçektiki..derim kendime----ama bi keresinde hiçte böyle olmamıştı.ben çok küçüktüm,okadar küçüktümki eski ewimizdeydik.eski ewimiz şimdiki gibi bi apartman dairesi değil tam aksine bahçeli we iki katlıydı :) bizim ewin önünde küçük bi köprü wardı.rüyamın ana mekanı işte tamda -bu köprü-,we başroller : ben we kuzenim ahmet.rüyamda biz oyun oynarken birden köprüye doğru yürümeye başlamıştık,sanki oraya doğru bi çekim gücü warmış gibi..adımınlarımızı attıkça köprünün diğer tarafı yerine hawadaki görünmeyen bi merdiwene çıkıyomuşcasına yükseliyoduk.sonrada dahada yükseğe..anlıcağınız uçuyoduk..kalp atışlarımı hissedebiliyodum,gözlerimizdeki şaşkınlığın werdiği donukluğu..zaman durmuş gibiydi,sanki bütün gece hawada asılı kalmıştım..uyandığımda koşup ahmetin yanına gittim "dün gece köprüden uçtukmu sencede hatırlıyo musun?" dedim we o hep aldığım "hayır" yerine "ewet,hatırlıyorum çok güzeldi" cewabını aldım,yüzümdeki -işte ben biliyodum bunun gerçek olduğunu-ifadesiyle anneme ablama da anlatmıştım:) sonra defalarca daha aynı rüya we defalarca daha kuzenimle köprü hikayelerimizi anlatıp uçtuğumuza inanmak,kendimizi bi halt sanmak,o seçilmiş ufaklıkların biz olduğumuza inanmak...çocukça we güzeldi:) şimdi bi halt olduğumuzu sandığımız yıllara gülebiliyoruz.peki olduk mu?diye düşünürsek..ikimizde aynı anadolu lisesinden mezun olduk,o napar bilmiuyorum ama,sanırım ben ""halt"" yerine ""mühendis!!"" olmayı tercih ediyorum:)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)